Hakkımda

Fotoğrafım
Kendimi yıpratacak olan şeyler o kadar boştuki ölümlü dünyada değmez.Aç gözlü olmayan hepsi benim değil yeteri kadarı benim olsun diyen bir yapıdır bedenimin taşıdığı.

12 Şubat 2011 Cumartesi

13 Şubat

Herkes kitabım hakkında ne kadar da merak sahibi ve ilk alanlardan olacaklarını söylüyor.Ne mutlu bana ki böyle dostluklar kazanmışım.Bana değer veren ve yaptığım işlere güvenen.Bu konuda çok mutluyum.Ama bu işler öyle aceleye gelmez.Herşeyin yeri ve zamanı var.Bu konuda mükemmele yakın olmak gerek.En mükemmelliyetçi insanlar da hiçbirşeyin mükemmel olmadığını bilen insanlardır.Benim hesabım da bu. Ama iş sadece yazmakla bitmiyor.Bunun pazarı çok önemli.Şanslıyım ki çağımız bilgisayar çağı ve reklamın ucuza kapatılacağı internet var.İlk etapta bir internet adresi alınması gerek.Sonra el ilanlarının yaşam kalitesi yüksek olan okuma seviyesi gelişmiş yerleşkelerdeki posta kutularına konulması var.Benim için şans olan Ayşe Aral ve Başak Sayan var. Ayrıca en önemlisi de okullar var. Lise ve üzeri olan okullar. Yapılacak kampanyalar ile birçok öğrenciye piyasa değerinden çok çok altında fiyatlarla ulaştırılması var.Var oğlu var.Ama en öncesinde herşeyin bir sırası var.Sadece birşey yok.EVLİLİK.Uzunca bir sürede olmayacak.Belki master sonrası düşündüğüm doktora tezimi yaptıktan sonra olabilir.O da bir ihtimal.Düşününce bile çok uzak olduğu anlaşılıyor.Geçenlerde bir arkadaşımın içini karartmıştım.Ama ikna yeteneğimin güçlü olmasa tabi ki bu durum söz konusu olmazdı.Bahsi geçen arkadaşım 28 yaşında.Birine de deliler gibi aşık.İlk fırsatta evleneceğini söylüyor.Ama önünde birkaç engel var.Mesela bu arkadaş daha öğrenci ve mesela bu arkadaş daha askere gitmemiş ve yine mesela bu arkadaş işsiz olduğundan ekonomik olarak çok iyi durumda değil. Okulunda 3. sınıfta derslerden de bıkkın vaziyette. Eğer bu yıl geçemezse okulunu bırakıp askere gidip gelecek ve evlenecek hesabınca.Ta ki benle konuşuncaya kadar. Bana bu düşüncesini açtıktan sonra biraz sustum ,bu bir stratejiydi.Onun dediklerini haklı bulmuş gibi gösterdim kendimi.O da oltaya geldi.Tamam dedim haklısın.Sevmek sevilmek güzel şey olsa gerek.Peki şöyle düşün, ilk olarak en basitinden bir örnek vereyim, Kartal sahile gittin.Telefonla sevgilini aradın ve onu da davet ettin bir çay bahçesine.Hani çayların 1 TL olarak satıldığı çay bahçesine. Sevgilinin bir şeyden haberi yok ama sen çok heyecanlısın.Çünkü evlenme teklifi edeceksin.800 TL ücret aldığın bir iş var.650 TL'na gidip en ucuzlarından üstünde taşı bile gözükmeyen bir tek taş aldın.Ona vermek için sabırsızlanıyorsun. Kız geldi.Biraz soluklandı. Çayından bir yudum aldı. Ve sen kırmızı çok şekil bir kutuyu önüne koyup kapağını açtın.Ve benimle evlenir misin? Kız duygulandı. Gözyaşlarına engel olamadı.Kabul etti.Çok mutluydu ve hayatının geri kalanını senle geçireceği için bahtiyar hissediyordu kendini.Aradan 10-5-4 yılı bırak 2 yıl sonra bir arkadaşın nasıl evlenme teklifi ettin diye sorsa bile sen bir çay bahçesinde oturuyorduk ve öylesine ettim.Peki bir de şöyle olduğunu düşün ,ekonomik olarak fena bir konumda değilsin.İyi de kazanıyorsun.Öyle bir teklif etmek istiyorsun ki bundan 50 yıl sonra bile hatırlayıp göğsünü gere gere söyleyebilesin.Mesela Piet Lotti de oturdun.Ama bu sefer çaylar 10 TL.Aşkım hadi gel bulutlara bakalım.Kaç kuş var.Aynı sayıyı tutturabilecek miyiz? O sırada bir uçak geçer BENİMLE EVLENİR MİSİN? pankartı taşır arkasında.Sonuç değişmez kız yine kabul eder ama bu sefer çok daha mutlu olarak.Hadi bunu geç.Başka bir örnek daha vereyim.Günümüzde ülkemizde erkekler bazı şeylere doymadan evleniyorlar.Evlendikten sonra da gözleri yine dışarıda oluyor.Aldatma olayları yaşanıyor. Kadın eninde sonunda yakalıyor.Sonuç ya ayrılık ya da kısasa kısas.Yani ihanete ihanet.Ve yine sonuç şiddetli güven eksikliği.Hadi bunu da geç.En önemli sorun, ÇOCUK.Bu en fenası , çocuk varsa sen yoksun.O var.Bakamamazlık edemezsin.Aman işim var aman çişim var olamaz.Kendi isteklerin geride kalacak.Onu bırak isteklerin bile olmayacak.Bu çocuk olacak mı? Olmazsa tedaviye ne kadar para vereceksin.Bunu bırak oldu diyelim.Çocuk doğdu.İlk zamanlar uyku haram.Sonra bez parası,oyuncak parası,doktor-hastane parası,az daha büyüdü kreş parası,anaokulu parası.İlköğretimde devlet okulunda okusa bile aidatı,önlük parası,kalem defter parası.Kitap demiyorum onu devlet veriyor.Sonra paragöz öğretmenlere verilen çocuğunun Fen bilgisi gibi derslerde geçmesi için özel ders parası,sonra anadolu lisesi sınavları gibi sınavlar için dersane parası,süreç tekrar ediyor,aidat,özel ders vb.Ama bu sefer daha farklı bir durum ortaya çıkıyor.ÖSS.İşte servetinden büyük lokmayı alan kısım.Öss'ye hazırlık için dersane parası.Sonra kazanamaması.Ama bir vakıf üniversitesine kayıt olması.Yıllığı en ucuzundan 10.000 TL olan. *4'ten 40.000 TL yapar.Sonra buradaki kitap parası.Sonra oğlansa baba dışarı çıkıcam arabayı versene,baba Aslıyla buluşacağım 150 TL versene. Ve can alıcı nokta; Baba ben araba istiyorum.Buyur cenaze namazına.Sen bu en son aşamada emeklilik günlerine yaklaşmışsın.Pardon ne demiştin? Cilt bakımına mı gideceksin.Gidersin arkadaşım gidersin tabi yersen :)) Bu konuşmadan sonra surat ifadesini görmeniz gerekti.Oturduğumuz masadan kafasındaki kızgınlık bildiren ünlem işaretleriyle birlikte soru işaretlerini de alarak ayrıldı.Çok güzel bir duyguydu benimkisi:)Evililik mi o da neymiş.Belki sonra.Ama ailemle birlikte yaşamayı kabul ederse...

2 yorum:

  1. gerçeklerle iç karartmışsın dude iyi olmuş ehueheu :)) adım geçmiş karambole o da iyi olmuş :p :)) haklısın hele çocuk konusunda..o olduktan sonra masraf neymiş o zaman anlaşılıyo..kendimizden biliyoruz :/ üniversite dediğin beter bi olay hazır para yiyen tipleriz:)ama evlilik konusunda hayırlısı de geç bence..kısmet o işler belli olmaz derler :)

    YanıtlaSil
  2. :) Evet adın geçti.O an yazarken aklıma o isim geldi. Tabi ki kısmet.En iyisi hiç düşünmemek bu evliliği o yüzden. :)) Ve bir kez daha aynı fiklirdeyiz :))dude

    YanıtlaSil